Pazartesi, Mayıs 14, 2007

don't ever change now baby

pencere açık. pencereler değil. pencere. sadece tek bir pencere var. yerdeyiz. yerde yatıyoruz. çırılçıplak. aynı şarkı kimbilir kaçıncı defa çalıyor. gözlerim kapalı. usulca kalkıp pencereyi kapatıyorum. tam kapatırken hocanın sesi duyuluyor. kendi dinine inananları günde beş defa yaptıkları ritüele çağırıyor. oysa bilmiyorlar ki muhteşem olan tek bir ritüel var; bir adam ve bir kadının sevişmesi.


yerdeki çamaşırlara basmamaya çalışarak usulca masanın üzerinden bira şişesini alıyorum. yanınada bir sigara yakıyorum. yatağın köşesine oturup sigaramı yerde yatan adamın poposuna doğru üflüyorum. uyanır gibi oluyor. gözlerinin etrafındaki karartı bir an aydınlanır gibi oluyor. sönüyor.


hayatımda ilk defa bir şeylerin adını koymamaya çalışıyorum. o'nun da adı yok. benim de. sanki herhangi bir şeye herhangi bir ad bulsak, yok olacakmışız gibi. mesela ''bu bizim şarkımız olsun hadi?!'' desek, o şarkının notaları karışacak. sözleri anlamsızlaşacak. temposu değişecek. velhasıl, boku yiyeceğiz.


sigarayı söndürüp yatağın içine giriyorum. o'na sıkıca sarılıyorum. aşk denen şeyin gerçek olduğu bir hayata girmek üzere gözlerimi kapatıyorum. ''hayattan hiç bir beklentiniz olmadığı anda mutlu olursunuz" diye kim demişse, hay ağzını öpeyim.