Pazar, Ekim 30, 2005

freud ile randevu

- uyuyamıyorum doktor.
- ...
- ... dün gece tam uyuyacaktım. ah, size yalan söylemek istemiyorum. uyuyacağım falan yoktu aslında. televizyonda siyah beyaz bir filmi açıp sesini kısmış, öylece izliyordum. birden kulaklarımın tam içinde takır tukur sesler duymaya başladım. acaba dedim, gerçekten deliriyor muyum? meğerse müşterek yaşamanın kurallarından bihaber olan komşumuzmuş. çok sinirlendim. nasılolsa uyumamıştım ve sesleri duymazdan gelebilirdim lakin gelemedim...bir hışımla yataktan fırladım. sesler apartmanın içinde çınlıyordu. kapıyı açtım, aşağıda biri vardı, anahtar şıkırtılarını duyabiliyordum. başladım bağırmaya. saydım sövdüm bir güzel. cevap veren olmayınca daha da saydım. kapıyı kapattım sonra, yatağıma yattım. öfkeden kalbim çarpıyordu deli gibi. bir süre sakinleşmeye çalıştım. sakinleşince kendime kızdım. bir ara komşumuzu öldürme planları bile geçti kafamdan. bu aralar discovery'deki crime kuşağını çok fazla seyretmeye başladım, belki ondandır. izlediğim tüm bölümler gözümün önünden geçti. mesela, ''hadi gel, ormanda magic mushroom toplayalım.'' diyerek adamı ormana götürebilir, sonra da yanımda taşıdığım beyzbol sopasıyla kafasına vurabilirdim. ama yakınlarda bir yerlerde orman yoktu. ve tabi benim bir beyzbol sopam da yoktu. ya da en favori bölümlerimden biridir; komşumuzu jakuziyi doldurup birer bardak şampanyayla muhabbete çağırabilirdim. bizimki şampanyadan sarhoş olunca, boğazını sıkabilirdim mesela ama bölümdeki adam gibi salakça davranarak jakuzi kenarlığının boynunun arkasında iz bırakmasını engellerdim. ah keşke jakuzim olsaydı! hakkını aramak ve adil olmak benim takıntım sanıyorum, fakat öfkeme hakim olamamak, böyle durumlarda sakince davranmamak beni endişelendiriyor mr freud.
- bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.
- ..diyorsunuz.
- evet. fakat adaleti aklın yardımı olmadan kullanmak imkansızdır.
- anlıyorum. aklımı kaybetmemeliyim yani. peki, gerçek ne mr. freud?
- siz cevaplar bulmaya çalışıyorsunuz. biz ise, daha çok soru sorma niyetindeyiz.
- seansın saatine deli gibi para ödeyen benim mr. freud. elbette cevap bulmak istiyorum. her şeyin cevabını bulmak istiyorum! gerçek ne?
- kültürel doğrularımızla sağlanan bilginin tümü arasında doğruluğu en az kanıtlanabilmiş unsurlar, tam da bizim için en fazla önem taşıması gereken ve evrenin bilmecelerini çözme, yaşamın acılarına katlanmamızı sağlama görevi üstlenmiş unsurlardır.
- peki mr. freud, tanrı var mı?
- bilgi hazinelerine ulaşabilen insanların sayısı ne kadar artarsa, dini inançlardan kopuş da o kadar yaygınlaşır.
- peki aşk?
- yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma vardır. duygulanmanın temeli de aşktır.
- cinsellik olmadan aşk yaşanabilir mi?
- şunu görüyoruz ki,insanlar,dış engellerden ötürü ya da iç uyum eksikliği nedeniyle cinsel gereksinimlerinin doyumunu realiteda ele geçiremedikleri zaman hastalanıyor. yine görüyoruz ki, insanlar kaçıp hastalığa sığınıyor, hastalanarak kendilerinden esirgenen doyumun yerini tutacak yerdeş bir doyum sağlamaya çalısıyorlar. gözlemlerimizin ortaya koyduğuna göre patalojik belirtiler hasta kişinin cinsel etkinliğinin bir parcasını ya da cinsel yaşamının tümünü kapsıyor, realiteden kendini uzakta tutuş nevrozluların ana eğilimini, beri yandan hastalığın yol açtığı asıl yıkımı oluşturuyor.
- bu kadar önemli demek. vay canına. herşeyi biliyorsunuz mr freud.
- kadın psikolojisini otuz yıldır incelememe rağmen büyük soruya cevap bulamadım. gerçekte kadınlar ne istiyor?
- ahahahha mr freud. size ancak popomla gülüyorum. çok basit bir soru bu!
- lütfen bana sig de.
- peki sig. sanırım seansımız bitti. isterseniz nakit para yerine bu sorunun cevabı ile ödeşebiliriz. bu seans için benden para almayın ve size otuz yıldır incelemenize rağmen bulamadığınız cevabı söyleyeyim. ne dersiniz?
- güzel bir anlaşma.
- evet sig, güzel bir anlaşma. kadınlar....

...