Salı, Ocak 02, 2007

son buluşmamız





adam bekliyordu. umutsuzca bekliyordu. sokağın köşesindeki bir elektrik direğine yaslanmıştı ve içinden bir şarkı mırıldanıyordu. ellerinde, çingene bir kadından alınmış ucuz papatyalar vardı. ama çok güzellerdi. papatyalar her zaman böyledir. ucuzdur ama çok güzeldir. derken kadın, sokağın başında göründü. ufak adımlarla yürüyor ve içinden bir şarkı mırıldanıyordu. kendisini bekleyen adamı ve papatyaları gördü. acı bir tebessüm yayıldı dudaklarına. keşke her şey bu kadar zor olmasaydı.


- çok beklettim mi?
- hayır hayır. az evvel geldim.
- iyi bari.
- bu papatyalar senin.
- teşekkür ederim.
- aç mısın? bir şeyler yiyelim istersen?
- hayır. aç değilim. bak. daha fazla zorlaştırmak istemiyorum ama... ben... bu ilişki... yani... olmuyor!
- anlıyorum.
- anlıyor musun? sahiden mi?
- evet. uzun zamandır mutlu değilsin. sen mutlu değilsen, ben de değilim.
- demek anlamıştın.
- anlamamam için aptal olmam lazımdı.
- öyleyse... bu çiçekleri niçin aldın?
- sana çiçek almam için, mutlu olmamız gerekmiyor ki?


kadın ve adam, bir süre yan yana yürüdüler. hiç konuşmadılar. el ele tutuşmadılar. her ikisi de içinden bir şarkı mırıldandı. sonra ufak bir kafeye girdiler ve birlikte son kez yemek yediler. adam, kadının ağzının kenarına bulaşmış ketçapı peçetesiyle sildi. kadın gülümsedi. adamın gözleri doldu. garsondan hesabı istedi. yüklü bir bahşiş bırakıp çıktılar.


adam sol tarafa, kadın sağ tarafa doğru yürümeye başladı. kadın bir an için durdu ve kafasını hafifçe çevirip adama baktı. adam yürümeye devam ediyordu.


ve ikisinin de içindeki şarkı bitti.



- olm, parmağın çıkmış fotoğrafta!
- hadi be?!
- ver makinayı. yeteneksiz!
- ahahahahha!